İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın şu sözleri aslında İzmir siyasetinin tam merkezine oturması gereken bir gerçeği ifade ediyor:

“İzmirlinin gönlünü kazanmanın yolu İzmir’e hizmet etmektir.”

Tugay, AK Parti’ye seslenerek ikinci çevre yolunun yapılması, İzmir Körfezi’nin temizlenmesine katkı sağlanması, altyapı ve ulaşım projeleri için bekleyen kredilerin önünün açılması ve kentsel dönüşüme destek verilmesi gerektiğini söyledi. Bu açıklama, 16 Nisan 2026’da İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin resmi haberinde ve ulusal basında yer aldı.

Evet, Sayın Cemil Tugay doğru söylüyor.

Çünkü İzmirlinin gönlü hamasetle, polemikle, belediye binaları üzerinden yürütülen siyasi kavga ile kazanılmaz. İzmirlinin gönlü ancak hizmetle kazanılır. Bu şehir artık yıllardır konuşulan ama bir türlü çözülemeyen meselelerde somut adım görmek istiyor.

İzmir’in ikinci çevre yoluna ihtiyacı var mı? Var.

Körfez’in temizlenmesine ihtiyaç var mı? Var.

Altyapı, ulaşım, raylı sistem ve kentsel dönüşüm projeleri için merkezi idarenin desteği gerekiyor mu? Elbette gerekiyor.

O halde mesele çok açık: İzmir’e kim hizmet ederse, İzmirli onun yanında durur. Kim engel çıkarırsa, kim kenti siyasi hesapların içine sıkıştırırsa, İzmirli bunu da görür.

Bugün İzmir’in en büyük sorunu, yerel yönetim ile merkezi idare arasında yıllardır süren siyasi bilek güreşidir. Bu kavganın kazananı yoktur ama kaybedeni bellidir: İzmir halkı.

Ali Kaya'nın dosyasında yetki krizi: Uyuşmazlık Yargıtay’a taşındı
Ali Kaya'nın dosyasında yetki krizi: Uyuşmazlık Yargıtay’a taşındı
İçeriği Görüntüle

İzmirli sabah işe giderken trafikte bekliyor. Yağmur yağdığında altyapı sorunuyla karşılaşıyor. Deprem gerçeği karşısında güvenli konut bekliyor. Körfez’in temizlenmesini istiyor. Ulaşımda rahatlamak, kentsel dönüşümde mağdur olmamak, şehir planlamasında geleceğini görmek istiyor.

Bu taleplerin hiçbirinin parti rengi yoktur.

Körfez CHP’li ya da AK Partili değildir. Trafik sıkışıklığı oy tercihine göre insan seçmez. Deprem riski siyasi kimlik sormaz. Altyapı sorunu belediye başkanının ya da bakanın konuşmasına göre değil, yapılan işe göre çözülür.

Bu nedenle Cemil Tugay’ın çıkışı önemlidir. Çünkü İzmir’in ihtiyacı yeni bir siyasi gerilim değil, yeni bir hizmet seferberliğidir.

AK Parti gerçekten İzmir’de daha fazla karşılık bulmak istiyorsa, bunun yolu İzmir Büyükşehir Belediyesi ile kavga etmekten değil, İzmir’e katkı sunmaktan geçer. İkinci çevre yolunu hızlandırırsınız, Körfez için merkezi kaynakları devreye alırsınız, bekleyen kredi onaylarını açarsınız, kentsel dönüşümde İzmirliyi yalnız bırakmazsınız; işte o zaman İzmirli bunu görür.

Aynı şekilde yerel yönetim de sorumluluktan kaçmadan, “her şey Ankara yüzünden” kolaycılığına sığınmadan kendi görev alanındaki hizmetleri eksiksiz yürütmelidir.

Ama bir gerçek var: İzmir, Türkiye’nin üçüncü büyük şehri olarak daha fazla ilgiyi, daha fazla yatırımı ve daha fazla merkezi desteği hak ediyor.

İzmir cezalandırılacak bir şehir değildir.

İzmir, siyasi hesaplaşmaların sahası değildir.

İzmir, Türkiye’nin batıya açılan kapısı, liman kenti, üretim, ticaret, turizm ve yaşam merkezidir. Böyle bir şehre yapılacak her yatırım, sadece İzmir’e değil Türkiye’ye kazandırır.

Bu yüzden Sayın Cemil Tugay’ın sözleri bir siyasi çıkıştan ibaret görülmemelidir. Bu sözler, İzmir’in yıllardır biriken ihtiyaçlarının kısa bir özetidir.

İzmirlinin gönlünü kazanmak isteyen herkes önce İzmir’in sorunlarına samimiyetle bakmalıdır.

Çünkü İzmirli laf değil, hizmet ister.

İzmirli kavga değil, çözüm ister.

İzmirli engel değil, destek ister.

Ve en önemlisi; İzmirli, kendi şehrine sahip çıkanları unutmaz.