Amerikan emperyalizmi Ortadoğu’da İsrail ile birlikte savaş ve katliamlarla yeni bir düzen inşa etmeye soyunurken özel görevler verdiği Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ortak savunma anlaşması imzaladı. İran’ın ABD saldırılarına karşı Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerine misillemelerde bulunduğu, savaşın tüm bölgeye sıçrama tehlikesinin olduğu bir süreçte yapılan anlaşma pek çok riski de beraberinde getiriyor.
SALDIRI TÜM ÜLKELERE YAPILMIŞ SAYILIR
Cidde’de AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Suudi Arabistan veliaht Prensi Muhammed Bin Selman tarafından imzalanan anlaşma taraflardan herhangi birine yönelik bir saldırıyı her üçüne yapılmış sayıyor.
Anlaşmanın bu maddesi savaş ittifakı NATO’nun ‘bir üyeye saldırı tüm üyelere saldırıdır’ yaklaşımını hatırlattı. NATO üyesi Türkiye, dünyanın en büyük petrol üreticilerinden Suudi S. Arabistan ve nükleer silah sahibi Pakistan arasındaki anlaşma büyük yankı uyandırdı.
Reuters’a konuşan bir Türk yetkili anlaşmanın tamamen savunma niteliği taşıdığını, tarafların yalnızca savunma amacıyla birbirlerine destek verme taahhüdünde bulunduğunu söyledi.
Anlaşma öncesi AFP’ye konuşan ismi açıklanmayan bir kaynak da anlaşmaya dair "Bu konu uzun zamandır görüşülüyordu ancak bölgedeki son gelişmeler süreci hızlandırdı" demişti.
Anlaşma İran savaşının sürdüğü, Tahran destekli Yemen’deki Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının arttığı bir döneme denk geldi.
Üç ülke arasında olası bir stratejik ittifak kurulacağı yönündeki iddialar aylardır gündemdeydi.
Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 17 Eylül’de imzalanan anlaşma da taraflardan birine yapılan saldırıyı her ikisine de yapılmış sayıyor ve tüm askeri araçları kapsıyordu. Dün atılan imza ile Türkiye de bu denkleme dahil oldu. Anlaşmayla İran’a karşı bölgesel caydırıcılığın ve iş birliğini artırılması hedefleniyor.
Pakistan, İslam ülkeleri arasında nükleer silaha sahip tek ülke konumunda. Suudi Arabistan da geçen ay ABD ile “barışçıl” nükleer anlaşma imzalamıştı. Türkiye’nin de nükleer silah sahibi olma isteği zaman zaman Batı medyasının gündemine düşüyor.
Ocak ayında İslamabad yönetimi tarafından duyurulan ve dün imzalanan anlaşma İran’a karşı bir askeri cephe örüyor.
ABD BÖLGEYİ MÜTTEFİKLERE VERİYOR
İsrail’in bölgedeki savaşlarına destek veren, birlikte İran’a saldıran Amerikan yönetimi Ortadoğu’yu sadık müttefikleri üzerinden yönetmenin peşinde.
Son yıllarda Körfez’deki askeri yükünü azaltıp bölgesel ortaklara daha fazla sorumluluk devretmeye çalışan ABD bu oluşumun arkasında. Askeri ittifak ABD’nin bölgesel güvenlik stratejisini destekleyen bir tür ‘yerel ortaklar ağı.’
Siyasi ve askeri ağırlığını Çin’i Hint-Pasifik’te kuşatmaya kaydıran Washington bölgede İsrail ile barışık, kendi emperyal çıkarlarına uyumlu rejim ve iktidarlara yeni sefer görev emirleri yazıyor. Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye bu denklemde Trump ile uyum halinde çalışan, bir dediğini ikiletmeyen rejim ve liderlere sahip.
Şİİ HİLALİ’NE KARŞI SÜNNİ DOLUNAYI
Aralık ayında açıklanan ABD ulusal güvenlik strateji belgesinde de Ortadoğu’nun dizayn edildikten sonra bölgedeki bekçilerine bırakılması yer alıyordu.
Amerikan yönetimi Ortadoğu’da İran’a saldırırken şimdi bir “Sünni Cephe” kurdurarak Şii jeopolitiğine karşı yeni bir oyun kurdu.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında kurulan bu askeri ittifakla bölgede yeni bir güvenlik ekseni kurulmuş oldu. Bu eksenin rotası da ABD endeksli. Bir İran’ı çevreleme hamlesi olan askeri savunma anlaşması pek çok çevre tarafından “Sünni NATO”su olarak yorumlanmaya başlandı.
İran savaşının bölgesel dengeleri sarstığı bir dönemde yapılan bu anlaşma, üç ülke arasındaki askeri iş birliğini yeni bir seviyeye taşırken bunun etkilerini sadece Ortadoğu’da değil, Güney Asya ve Avrasya hattında da hissedilecektir
Anlaşmanın temelini Suudi Arabistan ile Pakistan arasında Eylül 2025’te imzalanan ‘Karşılıklı Savunma Anlaşması’ oluşturdu. Türkiye’nin söz konusu yapılanmaya katılacağına ilişkin işaretler ise yılın ilk aylarından itibaren ortaya çıktı.
Pakistan Savunma Bakanı Khavaja Asıf, ocak ayında Türkiye ve Katar’ın Suudi Arabistan-Pakistan savunma anlaşmasına dahil olmasından memnuniyet duyacaklarını belirtmişti.
Asıf, amaçlarını benzer güvenlik kaygılarına sahip ülkeler arasında daha geniş bir iş birliği zemini oluşturarak ‘bölgesel istikrarı ve kolektif güvenliği güçlendirmek’ şeklinde açıklamıştı.
Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Katar’ı kapsayabilecek dörtlü bir güvenlik mekanizması yerine Ankara, Riyad ve İslamabad üçlü bir anlaşmaya imza atılmış oldu. Bu ittifaka Katar ve BAE’nin de gelecekte katılması bekleniyor.
***
Şİİ İRAN’A KARŞI SÜNNİ CEPHE KURULUYOR
Sekiz ay içerisinde iki kez İran’a saldıran ABD’nin başlattığı savaş sadece Ortadoğu’da dengeleri sarstı. Savaş Körfez Arap ülkelerine de sıçrarken İran’ın füze kapasitesi, müttefik ağları ve Hürmüz Boğazı kozu ABD-İsrail planlarını alt üst etti. Katar, Bahreyn, BAE, Irak, Suudi Arabistan, Yemen, Ürdün, Suriye ve hatta Mısır’a kadar yayılan savaşın bölgesel bir hüviyet kazanması söz konusu.
Diğer taraftan anlaşmanın imzalandığı ülkeler de savaş içinde. Pakistan Taliban Afganistanı ile sık sık çatışırken Suudi Arasbistan da Yemen’de Husilerle yıllardır savaş yürütüyor. Suudiler aynı zamanda İran ile de çatışma halinde. Taraflar ‘kolektif güvenlik’ vurgusu yapsa da İran’a yönelik stratejik çevreleme girişiminin parçası olan anlaşma ülkeyi her alanda çoklu bir savaşın parçası yapabilir.
***
"ISLAMİC NATO" İSRAİL’E DEĞİL TAHRAN’A KARŞI
Yandaş medya ve çeşitli yayın organları bölge dengelerini tamamen değiştireceği ileri sürülen "Mekke Anlaşması"nı Yunanistan, İsrail ve Hindistan’da büyük panik sözleriyle servis etti. “İsrail’i, Yunanistan’ı, Hindistan’ı kızdıracak anlaşma” ifadelerinin kullanıldığı haberlerde şöyle denildi: Dünya basınında "Islamic NATO" manşetleriyle verilen anlaşma İsrail’de panik ve endişe yarattı. Tel Aviv için ‘ölümcül ittifak. Üç ülke arasında yaklaşık bir yıllık görüşmelerin ardından hazırlanan anlaşmanın Türkiye’nin askeri gücü, Pakistan’ın gelişmiş teknolojik yetenekleri ile Suudi Arabistan’ın ekonomik gücünü birleştirmeyi hedeflediğini bunun da üç ülkeyi rahatsız ettiği iddia edildi.
Ancak ABD icazetli anlaşma İsrail’in bölgesel güvenliğini korumaya yönelik. Suudi Arabistan ve Pakistan Tel Aviv’in iyi müttefikleri. AKP iktidarı da görünürde İsrail’e karşı çeşitli söylemlerde bulunsa da Tel Aviv ile iyi ilişkilere sahip.
Bu ittifak, üç ülkenin son dönemde bölgesel krizlerin çözümünde üstlendiği aktif rollerin bir devamı olarak değerlendirilse de başka türlü bir yönelimin ürünü.
***
SAVAŞ KOŞULLARINDA NATOVARİ ANLAŞMA
Diyar GÜNDÜZ
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Serhat Güvenç anlaşmayı BirGün’e değerlendirdi. ABD’siz kalma korkusunun üç ülkeyi birbirine yaklaştırdığını ifade eden Güvenç, “Şu anda bu üç aktörün ABD ile temel meselesi yok ama günün birinde ABD’siz kalabilecekleri düşüncesi sanıyorum bu üç ülkeyi birbirine yaklaştırdı” dedi.
Anlaşmaya yönelik “Sünni ittifak” yaftası kaçınılmaz diyen Güvenç, “Baktığımızda bu üç ülkenin ortak yanları Sünni Müslüman çoğunluğa sahip olmaları. Pakistan ve Türkiye İran’ın hem komşuları hem de rakipleri. Bunun mutlaka İran’a karşı bir boyutu var tabii kaçınılmaz bir İsrail boyutu da” ifadelerini kullandı.
Güvenç şöyle konuştu: “2010’lu yıllarda Hulusi Akar Genelkurmay Başkanıyken Suudi Arabistan’da böyle bir Müslüman NATO’su kurulması adına bir gelişme yaşanmıştı ve bir şeyler imzalanmıştı. O pek uzun ömürlü olmadı. Eğer Mısır da günün birinde buna katılırsa belki bunun bölgesel gücü artabilir. Ankara’nın kafasında da sadece 3 ülkeyle sınırlı olmayacak bir anlaşma fikri var. Türkiye’nin bunun daha kapsamlı, daha çok ülkeyi içeren bir düzenleme olmasını tercih edecek. NATO benzeri bir şeye dönüşme ihtimali ancak uzun vadede görebiliriz. Ancak Ortadoğu bu tarz girişimlerin pek başarılı olmadığı bir coğrafya."
HERKESİ ETKİLEYECEK
YENİ Parti’li Yankı Bağcıoğlu ise anlaşmanın içeriğine dair Meclis’in bilgilendirilmesi gerektiğini kaydederek, “NATO vari bir güvenlik mimarisi getiriliyor” dedi. Bölgede pek çok çatışma yaşanırken ve tehdit varken bu savaş ortamı içerisinde anlaşmanın imzalanmasının dikkat çekici olduğunu kaydeden Bağcıoğlu “Ortada bir gerçek var, bu da teyit edilmiş bir gerçek. Üç devlet NATO’da belirtilen güvenlik taahüttlerine benzer bir şekilde anlaşma imzalamış. Dikkatlive takip etmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Bağcıoğlu “Bundan yıllar önce Katar’a yönelik bölge devletlerinin yaptıkları örtülü veya açık tehditler neticesinde Katar’da da askeri birlik konuşlandırdık. Katar’ın bekasını korumak veya güvenliğini sağlamak üzere bir askeri birlik gönderirken bu sefer Suudi Arabistan’da bu şekilde bir iş birliği içerisine giriyoruz” şeklinde konuştu.
Bağcıoğlu “Geçtiğimiz haftalarda Suudi Arabistan bir deniz güvenlik koalisyonu kurdu. Türkiye destek sağlayacağını söyledi. 13 ülkenin temsilcileri oradaydı. Onun da içeriği ne olacak, nasıl bir destek sağlanacak, bu kapsamdaki Türkiye’nin yükümlülükleri ne olacak. Bu Suudi Arabistan’da ikinci ama çok daha ciddi bir anlaşma. Bu gelişmeler toplumun her bir ferdinin doğrudan güvenliğini, her türlü refahını ve ekonomik durumunu doğrudan etkiliyor” dedi.




