Ülkenin önde gelen beyaz et şirketlerine haksız fiyat artışları gerekçesiyle "denetim kayyumu" adı altında fiili kayyum atandı. Tavuk ve yumurta sektörüne yönelik soruşturma kapsamında kayyum atanan 13 şirket, sektörün en büyükleri konumunda. Adalet Bakanı Akın Gürlek, "piyasa işleyişini bozdukları" gerekçesiyle 32 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldığını söylerken açıklama, benzer operasyonların farklı sektörlerde görülme olasılığını akıllara getirdi.

Otoriter Saray rejiminde, yakın dostu sermayenin dahi mülkiyet hakkının güvencesi yok. Milyonlar AKP’den uzaklaştıkça tek adam, tek imzalı kararlar yardımı ve yargı eliyle mülke, özgürlüğe, diplomaya, iradeye el koyuyor.

Mutlak butlanla muhalefeti, İBB Davası ve benzeri yargılamalarla belediyeleri, soruşturmalarla şirketleri kendine bağlayan AKP, hem ekonomik hem siyasi kaynak yaratmanın peşinde. Bunun için şirket müsaderelerinde de kullanılan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), ülkenin holdingleriyle yarışan dev bir şirket haline geldi. Bünyesinde 1156 şirketi barındıran, AKP’li sermayedarlara düşük bedelle şirket satışlarıyla eleştirilen TMSF, 1 trilyon liraya yaklaşan varlığıyla ülkenin en büyük 5. şirket patronu konumunda. Kamunun en önemli kuruluşlarını bünyesine alan Türkiye Varlık Fonu (TVF) da 7 farklı sektörden 36 şirket, 2 lisans ve taşınmazlardan oluşan portföyü ve hesap sorulamaz yapısıyla doğrudan Erdoğan’a bağlı.

KENDİLERİNE BAĞLADILAR

El koyarak büyüyen rejim, ülkenin yüzde 40’ının iradesini de gasp etti. 23 yıllık iktidarında 2024 yerel seçimlerinde 2. parti konumuna düşen AKP’nin, 7 Haziran 2015 genel seçimlerinden bu yana yaşadığı en büyük sandık hezimeti bu seçim oldu. Ana muhalefet partisi CHP’yi birinci parti konumuna getiren ve AKP’nin oy oranlarında ciddi gerileme kaydedilen seçimlerin ardından Saray rejimi, irade gaspı, kayyumlar, transferler ve yargı baskısıyla kaybettiklerini geri almak için harekete geçti.

Sık sık güvenliğiyle eleştirilen seçimlerde dahi istediği sonucu elde edemeyen tek adam için çare, başta yargı sopası olmak üzere baskı ve el koymalarla irade gaspında arandı. Uşak’tan Özkan Yalım gibi partisinden ihraç edilenler, iktidarın istediği gibi itirafçı olarak seçmenin iradesini hiçe saydı. İBB Davası’nda daha iddianame hazırlanır hazırlanmaz görüldüğü gibi itirafçılar ve gizli tanıkların ifadeleri yargılamada tek tek çürürken Saray’a müsadere usulünden başka seçenek kalmadı.

Seçimlerin ardından 2’si CHP’li ve 11’i DEM Partili başkanları olan 13 belediyeye kayyum atandı. CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun 18 Mart 2025’te diplomasının hukuksuz biçimde iptal edilmesi ve 19 Mart’ta gözaltına alınarak tutuklanması ile birlikte başlayan süreçte de çok sayıda belediye başkanı hakkında görevden uzaklaştırma kararları verildi.

Rejim sandıkta kaybettiğini el koyarak geri alırken yerel seçimlerin ardından tam 76 belediye başkanı AKP saflarına katıldı. Partilere göre dağılımında en büyük payı Yeniden Refah Partisi (YRP) ve CHP kökenli başkanlar oluşturdu. Seçim sonrasındaki en büyük geçiş dalgası YRP’li yerel yöneticilerden gelirken 34 belediye başkanı YRP’den AKP’ye katıldı. CHP’de, Aydın Büyükşehir, Şehitkamil ve Yalova Altınova gibi belediyelerden başkanlar AKP’ye transfer olurken geçişler 17’yi buldu. Çeşitli partilerden 25 belediye başkanı da seçildikten sonra AKP’ye geçti. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun AKP transferiyle bir Büyükşehir Belediye Başkanı, 44 İlçe Belediye Başkanı, 31 Belde Belediye Başkanı AKP’ye geçmiş oldu. CHP’den seçildikten sonra istifa eden Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın AKP’ye geçme niyeti parti tarafından engellense de beraberinde istifa eden 7 meclis üyesi ile meclis aritmetiğinde hesaplar devreye girdi. Beykoz, Bayrampaşa ve Gaziosmanpaşa belediyeleri de AKP’li başkanvekillerinin elinde. Son operasyon da CHP’li Silivri Belediyesi’ne gelirken belediye başkanı Bora Balcıoğlu dahil 17 kişi gözaltına alındı.

Özgür Özel'in eski danışmanı Cem Yüzer tutuklandı
Özgür Özel'in eski danışmanı Cem Yüzer tutuklandı
İçeriği Görüntüle

Ekonomik faaliyetleri, nüfusun neredeyse yarısını, yurttaşların anayasal haklarını bizzat kendine bağlayan tek adam iktidarında ülke, tek başkan ve tek şirket ülkesi olmaya sürükleniyor.