Mahkemeden çıkan "mutlak butlan" kararıyla, CHP'yi 47 yıl sonra birinci parti konumuna yükselten Özgür Özel yönetiminin yerine partinin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, bugün bayramlaşma etkinliği düzenliyor.
Partinin seçilmiş lideri Özgür Özel, saat 14.00'te CHP Ankara İl Başkanlığı önündeki Güvenpark'ta büyük bir kitleyle buluşacakken, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin kararıyla Genel Başkanlığa atanan Kemal Kılıçdaroğlu ise aynı saatte CHP Genel Merkezi'nde olacak.
Saat 12.50'de Genel Merkez'e gelen Kılıçdaroğlu'nun aracına görevli kişiler tarafından karanfiller atıldığı görüldü.
Emniyet çevrede güvenlik önlemleri alırken, genel merkez bahçesine sahne platformu, ekranlar ve ses sistemi kuruldu.
Program dolayısıyla genel merkez binasına ve çevresine Kılıçdaroğlu'nun, "Liyakat ve adalet" ve "Şimdi arınma zamanı" yazılı posterleri asıldı. Parti otobüsüne ise "Türkiye için tertemiz bir başlangıç" sloganı giydirildi.
CHP Genel Merkezi önünde, mutlak butlan davasını açan Lütfü Savaş için pankart açıldı. Pankartta, "Hatay, Lüftü Savaş'ın yanında" yazıldı.
"HAK MÜCADELESİ İÇİN ÇARPAN BİNLERCE YÜREĞİ GÖRÜYORUM"
Kemal Kılıçdaroğlu, burada bir konuşma yaptı. Konuşma metnini kağıttan okuduğu görülen Kılıçdaroğlu, özetle şunları kaydetti:
"Bu can bu tende kaldıkça, hakkı hukuku, adaleti herkes için savunacağım. Buraya gelen, İzmir'den Genel Merkez'e gelirken bir otobüsümüz hafif bir kaza geçirmiş ama onlara geçmiş olsun dileklerimi göndermek zorundayım.
Sevgili kardeşlerim televizyonları başında bizi dinleyen saygıdeğer yurttaşlarım. Mücadelesi dağlar kadar büyük. Yürekleri denizler kadar berrak yol arkadaşlarım... Cumhuriyet Halk Partisi 'nin vefakar kahramanları. Kadın kolları, Gençlik Kolları, onurlu parti örgütümüz ve bu aziz vatanın asıl sahibi asil evlatları sizlere sesleniyorum. Evinizdeki o sıcaklığa adalet meydanına, baba ocağına hoş geldiniz, şeref verdiniz.
Bu binanın önünde sizlere bakarken sadece bir Genel Merkez görmüyorum. Ben kardeşlerime, yoldaşlarıma ve evlatlarıma bakarken, ben sizlere bakarken adalet yürüyüşünde birlikte attığımız her adımda toprağa düşen helal alın terini görüyorum. Ben hak hukuk adalet mücadelesinde vatanperver Cumhuriyet Halk Partilileri görüyorum. Ben sizlere bakarken yoksulun, emekçinin, yetimin, hak mücadelesi için çarpan binlerce yüreği görüyorum. Sevgili dostlarım sizlerle omuz omuza helalleşerek kucaklaşarak ülkenin geleceği için buradasınız, beraber mücadele edeceğiz. Hoş geldiniz tekrar söylüyorum. Sağ olun, var olun.
"KURULTAY SANDIĞINI EN KISA SÜREDE ÖNÜNÜZE GETİRECEĞİM"
Burası hepimizin halkın yuvasıdır. Partimizin vefakar evlatları. Bugün burada Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihsel namusunu, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik güvenliğini, millet iradesinin onurunu ve devlet aklının geleceğini konuşmak için bulunuyorum. Çünkü yaşadığımız mesele yalnızca bir kurultay tartışması değildir. Bu mesele Türkiye'de siyasetin ahlâkla mı parayla mı hukukla mı operasyonla mı millet iradesiyle mi aparatlar üzerinden mi şekilleneceği meselesidir. Ben bugün çok açık konuşacağım. Açık konuşacağım ama öfkeyle değil. Sert konuşacağım ama kinle değil.
"BEN HESAP SORACAĞIM"
Biliyorsunuz, 38. Kurultayda bir bayrak değişimi olmuştu. Biz o gün dedik ki başımızın üstüne, Cumhuriyet Halk Partisi'nde demokrasi esastır dedik. Ve çekildik. Maalesef gördük ki kardeşlerim, durum öyle değil. O kurultay Türkiye siyasetinde bir milattır. O gün yaşananlar, o günden sonra ortaya çıkan iddialar, yargıya taşınan dosyalar kamuoyunda oluşan derin kuşkular ve bugün geldiğimiz nokta hepimize şunu göstermiştir; Bir siyasi partinin iç demokrasisi sakatlanırsa ülkenin de demokrasisi sakatlanır. Bunu her hafızasının bir yerinde tutması lazım. Bir partinin delegesinin iradesi şaibeli hale gelirse milletin iradesine duyulan güven sarsılır. Ve derin bir yara alır. Bir partinin yönetimi ahlâki meşruiyet sorunu yaşarsa o partinin Türkiye'de demokrasi vaat etmesi de imkansız hale gelir. Soruyorum size biz bu partiyi mahkeme salonlarında itibarımız çiğnensin diye mi büyüttük? Atamızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarına meze etmeye çalıştı? Emanetimizi kimler mahkeme kapılarına düşürdü? Kimler kapalı kapılar ardındaki küçük hesaplarla kişisel ikbal telaşıyla ihanet etti? Şimdi bana soruyorlar, ne yapacaksın? Benim ne yapacağım bellidir. Ben hesap soracağım, hesap. Herkes bunu bilsin.
"TERTEMİZ BİR KURULTAY YAPACAĞIZ"
Sonra kurultay sandığını en kısa sürede önünüze getireceğim. Temiz, tertemiz bir kurultay yapacağız. Partilerimiz partimizin güvenli limanını işaret ve inşa edecek. O güvenli limana hep beraber gideceğiz. Doğru düzgün bir limana gideceğiz. Ben değil kardeşlerim, güvenli limanı sizler inşa edeceksiniz. Ve o sandıktan kim çıkarsa partinin meşru hukuk. lideri olacaktır. Başımızın tacı olacaktır. Biz usulsüzlüğe de koltuk sevdasına da geçit vermeyiz. Karşınızda duran bu adamı iyi tanırsınız. Ben hayatı boyunca hem bürokratik yaşamında hem de siyasi yaşamımda sadece ve sadece vatana millete hizmet etmiş bir kardeşinizim. Hesap uzmanlığından hesap uzmanlığından genel müdürlüğe milletvekilliğinden genel başkanlığa kadar devletin ve milletin her kademesinde görev yaptım. Tek bir kuruş boğazımdan aşağı haram lokma inmedi. Kul hakkı yemedim, yedirmedim Bundan sonra da bundan sonra da açıkça söylüyorum yedirmeyeceğim, yedirmeyeceğim. Kul hakkını kimseye yedirmeyeceğim.
78 yaşında ama bir derdi olan, derdini anlatmaktan asla vazgeçmeyen, aziz Türk milletinin yürüyüşünü sizlerle yapan bir kişi olarak karşınızdayım. Bu yürüyüş benim yürüyüşüm değil. Bu yürüyüş adaletin, dürüstlüğün, temiz siyasetin son büyük nöbetidir. Bu yürüyüş arınmanın, arınarak çoğalmanın çoğalarak kazanmanın yürüyüşüdür. Bu yürüyüş bu asırlık çınarı kuruluş kodlarına o tertemiz ahlaki zemine geri oturtma yürüyüşüdür. Duydum kardeşlerim duydum. Birilerinin siparişleriyle birilerinin fermanıyla atılan o kirli sloganları duydum. Bana 78 yıllık ömrünü bu vatana adamış, bu adama 'hain' diye bağıranları duydum.
Onlara o sloganları attırılan kirli zihniyete tarih önünde sesleniyorum; Bu vatanda ihanet ile vatan kahramanlığı arasındaki çizgi kıldan ince, kılıçtan keskindir. Tarih bilmeyenler dinlesin. Büyük önderimiz, ebedi genel başkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk. milli kurtuluş mücadelesini başlatmak için Samsun 'a çıkarken boynunda idam fermanı, isminin üstünde de hain ilanı vardı. Şimdi yapmayın dediğimiz halde normalleşenlerin, sarayın karşısında el pençe diban duranların bugün FETÖ artıklarıyla bir olup milletimizi kışkırtarak bizlere hain damgası vurma çabaları nafiledir. Çaba, bu çaba bizi yolumuzdan döndüremez. Bu çaba sadece ve sadece kendi acizliklerinin kendi korkularının tecellisidir.
KILIÇDAROĞLU ÖZÜR DİLEDİ: "FETÖ AJANLARINI ZAMANINDA FARK EDEMEDİĞİM İÇİN..."
Benim bu millete bu aziz millete bu cefakar örgüte bir özür borcum var. Bu milletin kurtuluşu, adaleti ve aydınlık geleceği için başlattığım o kutsal yürüyüşe arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ terör örgütü ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum. Biz vatan dedikçe biz vatan dedikçe biz millet dedikçe kapalı kapılar ardında dış odaklardan medet uman onlardan icazet ve yardım dileyen o gafilleri koynumda beslediğim için sizlerden özür diliyorum. Sizin o nasırlı ellerinize helal lokmalarınızdan artırarak bu partiye verdiğiniz emekleri kendi kurdukları o haram sofralarına meze yapanları o hortumları zamanında kesmediğim için sizlerden özür diliyorum. Cumhuriyet Halk Partisi'nin şerefli delegelerini pavyon masalarında pazarlık konusu yapanların Mustafa Kemal'in partisini mahkeme kapılarına düşürüp itibarımızı ayaklar altına almaya çalışanların maskesini vaktinde indiremediğim için sizlerden özür diliyorum. Halkın belediyesinde, halkın belediyesinde yetimin hakkına göz dikip, rüşvete talanına bulaşan o rüşvetli belediye başkanlarını bu partiden söküp atamadığım, onları tek tek ayıklayamadığım için örgütümden ve tarihi önünde hak deryasından özür diliyorum. Benim temiz niyetimi, bu ülkeye olan sevdamı sırtımdan hançerlenmek için kullananları göremedim. Hakkınızı helal edin ve beni affedin.
PARTİ TARTIŞMALARINA YANIT
Değerli dostlarım, değerli yolda arkadaşlarım. 2 yıldır çıkıp kürsülerden ne dediler? İki yıl boyunca bu yönetim her sıkıştığında neyin arkasına sığındı? Baba ocağı değil, dediler mi, değil mi? Ağızlarından bir kutsal kavramı hiç düşürmediler. Şimdi o iki yıllık büyük yalanlarla yüzleşmek için tam da bu binanın önünde sizlere açık açık söylüyorum. Cevap verin bana. Sizin o her fırsatta diline doladığınız baba ocağında rüşvet olur mu?
'Kapatma olursa yedek parti hazır' diyenler şunu çok iyi bilsinler; Cumhuriyet Halk Partisi devlete istikamet çizen bir partidir. Cumhuriyet Halk Partisi ahlakın, erdemin, ülkesine ve vatandaşına hizmet etmeyi şiar edinenlerin demokrasi savunanların partisidir. Hiçbir Cumhuriyet Halk Partili çift ajandalı değildir. Bu parti mandacılara karşı 'Ya istiklal ya ölüm' diyenlerin partisidir." (Birgün)





