9 günde 9 kadın cinayete kurban gitti

Türkiye’de kadına yönelik şiddet bitmek bilmiyor. Geride bıraktığımız 9 günde 9 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Cinayetlerin kanıksandığını ve her gün bir kadının öldürüldüğünü belirten hukukçular, yasaların etkin uygulanmadığı görüşünde.

9 günde 9 kadın cinayete kurban gitti

Türkiye’nin kaynayan yarası haline gelen kadına yönelik şiddet bitmek bilmediği gibi her geçen gün artıyor. Kadınlar farklı bahaneler öne sürülerek katlediliyor. Her gün en az bir kadının katledildiği Türkiye’de bu durum artık kanıksanmış durumda. Sadece geride bıraktığımız 9 günde 9 kadın öldürüldü. Kimisi sokak ortasında başına sıkılan bir kurşunla kimisi çocuklarının gözü önünde yaşamdan koparıldı. He yazık ki yarın bu kadınların ismini kimse hatırlamayacak. Çünkü kadına yönelik şiddet olağanlaşmış durumda. Ve bugün Anneler Günü. Her anne için özel bir gün. Ancak bu özel gün evlatlarını kaybetmiş anneler ve annelerini kaybetmiş evlatlar için oldukça buruk geçiyor. Geride bıraktığımız 9 günde hayattan koparılan kadınların arkasında acılı anneleri ve acılı evlatları kaldı. Annelerinden, evlatlarından, sevdiklerin koparılan o kadınlar isimleri ise şöyle: 

Hayattan koparıldılar 

“Tekirdağ’da yaşayan 3 çocuk annesi Ülkü Durmaz (34) boşandığı Erdinç Ospar (43) önce bıçaklandı ardından silahla vurularak öldürüldü. 

Ankara’da yaşayan 2 çocuk annesi Dilek Ceylan (32) ayrılmak istediği nişanlısı İdris Nesim (38) tarafından tabanca ile vurularak öldürüldü. 

Sultan Irmak (28) Ankara’da yaşıyordu ve o da 2 çocuk annesiydi. Genç kadın başından tabancayla vurularak katledildi, katili aranıyor. 

Aksaray’da yaşayan Zeynep Koyun(26) boşandığı Bilal Gıvanç tarafından 2 çocuğun gözleri önünde katledildi. 

İzmir’in yaşayan Suriye uyruklu Recea M., tartıştığı eşi Muhammed M. tarafından tabancayla başından vurularak yaşamını yitirdi. 

Düzce de boşanma aşamasında olan Ayşe Alkan’ı (50), Durdu Alkan (55)tüfekle vurarak öldürüldü. Durdu Alkan ilk ifadesinde “Bu konuda hiç pişmanlığım yok. Bugün olmasa yarın olacaktı” dedi. 

İstanbul’da yaşayan 19 yaşındaki Asiye Atalay, 14 suç kaydı bulunan Ümit Karakoyun tarafından sokak ortasında katledildi. Karakoyun’un cezaevinden 6 ay önce çıktığı ve Asiye Nur Atalay ve ailesinin 2020 yılında Ümit Karakoyun’dan şikâyetçi olduğu öğrenildi. 

İstanbul’da yaşayan Selma Kılıç da ayrı yaşadığı eşi Tuncay Kılıç tarafından onlarca kişinin gözleri önünde defalarca bıçaklanarak öldürüldü. Suçunu itiraf eden Kılıç, gözaltına alındı. 

Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde, Hülya E. (42) 7 yıldır birlikte yaşadığı Mehmet A. (59) tarafından katledildi. Bir çocuk annesi Hülya E.’yi öldüren dini nikâhlı eşi Mehmet A. yakalandı. 

‘Kadınlar güvende değil’

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu avukatlarından Rukiye Leyla Süren de şu tespit ve değerlendirmeyi yaptı:
“Kadın ölümleri artık kanıksanmış durumda. Artık, ‘Bugün nerede hangi kadın öldürülecek’ diye bekleniyor ve bu cinayetleri önlemek için bir şey yapılmıyor. Nasıl oluyor da, 19 yaşında bir kız sokak ortasında başından silahla vuruluyor, bu silahlar nasıl elde ediliyor. Türkiye’nin yarısıyız ve her gün öldürülüyoruz. Kötü olansa, bu durum olağan bir şeymiş gibi karşılanıyor. Kimse bu durumu önlemek için bir şey yapmıyor. Bir an önce toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yok edecek politikaların üretilmesini ve İstanbul Sözleşmesi’nde geri atım atılıp, İstanbul Sözleşmesi’nin ve yasaların uygulanmasını istiyoruz. Önlemler alınmadıkça, yasalar gereği gibi uygulanmadıkça ölmeye, öldürülmeye devam edeceğiz. Kadınlar artık güvende değil, diken üstündeyiz. Her gün sosyal medyada yardım çığlıklarıyla karşı karşıyayız.”

Hem ceza hem de eğitim verilmeli’

İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasından sonra şiddetin ve kadın cinayetlerinin arttığının altını çizen İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Avukat Şükran Eroğlu, “İstanbul Sözleşmesi’nin hükümlerini tamamıyla uygulamak ve toplumda farkındalık yaratmaktır. Bir de sürekli, faillerin en ağır cezayı almasını söylüyoruz. Ancak bu sadece faillerin en ağır cezayı almasıyla son bulacak bir durum değil. Ağır cezanın yanı sıra toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimleri de verilmeli. Türkiye’de cinsiyetçi söylemler çok fazla bu cinayetleri körüklüyor. Öte yandan failler yeterince cezalandırılmadığı gibi, infaz sistemi ve aflarla serbest bırakılıyor bu failleri cesaretlendiriyor” değerlendirmesi yaptı. (Milliyet)

Admin

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER
google.com, pub-5691823233856454, DIRECT, f08c47fec0942fa0