Rejimi tahkim etmek isteyen iktidar, elindeki tüm kartları masaya yatırdı. İçeride yargı sopasıyla muhalefeti bastırmak, toplumsal itirazları susturmak, ayak oyunlarıyla siyaseti domine etmek üzerine şekillenmiş oyun planı, dışarıda ise ABD ve Trump üzerinden meşruiyet sağlamak üzerine kurulu. Bu plan doğrultusunda ekonomik yıkım, yüksek enflasyon, artan geçim sıkıntısıyla bunalan milyonlar ise adaletsizlik, hukuksuzluk, gerici kuşatma, yağma, talan ve gerici baskılarla daha fazla köşeye sıkıştırıldı.
Hal böyleyken kitlelerin mevcut iktidardan duyduğu rahatsızlık giderek bir öfkeye dönüştü. Toplumsal fay hatlarında biriken değişim talebi, topyekun itiraza dönüşecek kanallar aramaya başladı. Rejimin çürüttüğü siyaset anlayışından da bıkan milyonlar kendi göbeğini kendisi kesmek istiyor. Rejimin dayattığı yoksulluk, baskı, adaletsizlik ve hukuksuzluk içinde yaşamak istemeyen halk bulduğu en küçük bir umut kırıntısına dahi sımsıkı sarılırken her platformdan sesini duyurmaya çalıştı.
ÖFKE BÜYÜYOR
Geçtiğimiz birkaç aylık süreçte ülkenin dört bir yanında iktidarın neden olduğu yıkımlara karşı irili ufaklı eylemler gerçekleşti. Madenciler ve öğretmenler Ankara’da polis barikatlarını aştı. Yaşam savunucuları Karadeniz’den Ege’ye ağacı, suyu, toprağı, doğası için nöbet tuttu. Emekliler “insanca yaşamak istiyoruz” diyerek Edirne’den Kars’a sokaklara çıktı.
Kadınlar şiddete ve ayrımcılığa karşı yasakları delerek seslerini yükseltti. İşçiler fabrikalarda grevler örgütledi. Üreticiler mahsulleri için mitingler düzenledi. Gazeteciler sansüre ve baskılara karşı meydanlara çıktı. Öğrenciler itirazlarını mezuniyet törenlerinde açtıkları yaratıcı pankartlarıyla gösterdi. Butlan yönetimine karşı çıkan yüzbinler miting alanlarını, sokakları ve meydanları hınca hınç doldurdu.
İktidar ise sahip olduğu tüm imkanlara rağmen toplumsal tabanda biriken değişim talebini bastırmayı bir türlü başaramadı. Halkın seçtiği yerel yönetimlere peş peşe düzenlenen operasyonlar da CHP’ye atanan mutlak butlan da toplumu sindirmediği gibi öfkeyi biraz daha büyüttü. Halk rejime yanaşan, eski siyaset yapma biçimini hatırlatan her politik figürü büyük bir öfkeyle terk etti.
TOPYEKÛN İTİRAZ
Saray rejiminden böylesi bir köklü kopuş yaşanırken değişim talebini kucaklayacak birleşik ve ortak bir mücadele hattına duyulan ihtiyaç ise her geçen gün daha yakıcı hale geldi. Bugün öğretmeninden madencisine, çevrecisinden kadınlara, öğrencisinden işçisine, memurundan emeklisine dek gelişen itirazlar, rejime karşı topyekun bir mücadeleye dönüşmek için can atıyor. Üstelik CHP’de butlan yönetimine karşı duyulan öfkenin de Özgür Özel’in Anadolu turlarında karşılaştığı yoğun ilgi de aynı değişim talebinin bir izdüşümü.
Bu talebin karşısında duran, onu görmezden gelen, sırtına dönen hiçbir siyasetin ayakta kalma şansı bulunmuyor. Rejime karşı toplumun en geniş kesimlerini ortak bir mücadele hattıyla buluşturmak ise toplumsal muhalefetin öncelikli görevi olarak kendini hatırlatıyor.
∗∗∗
ORTAK YÜRÜYÜŞ İÇİN FORUMDA BULUŞALIM
Ülkenin ilerici, devrimci, demokrat unsurlarının bir araya geldiği “Birleşik bir muhalefet yolunda YAN YANA” forumu Ankara’dan sonra İstanbul’da düzenlenecek. 26 Temmuz Pazar günü saat 15.00’te Beyoğlu Ses Tiyatrosu’nda gerçekleşecek etkinlik öncesi katılım çağrısı yapıldı. Çağrıda özetle şu ifadelere yer verildi:
1) "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" adı verilen tek adam rejimi; hukukun askıya alındığı, devlet kurumlarının tek kişinin iradesine göre yönetildiği, eğitimden sağlığa kamusal hizmetlerin sermayeye devredildiği kalıcı bir baskı düzenidir. Bugün bu rejim, halkın seçim yoluyla iktidarı değiştirme olanağını da ortadan kaldırmaya yönelmektedir. Bu karanlık gidişatı durdurmak ve demokratik bir ülkenin kapısını aralamak için; bütün ilerici, demokratik muhalefet güçlerinin, toplumsal örgütlerin ve yurttaş inisiyatiflerinin tek adam rejimine karşı ortak mücadeleyi tarihsel bir sorumluluk olarak üstlenmesi gerektiğine inanıyoruz.
2) Rejimin bütün baskı ve zorbalığına rağmen direnişler büyüyor. Bütün ezilen kesimler eşit, demokratik ve özgür bir ülkede bir arada yaşama iradesini güçlendiriyor. Bugün asıl sorun, bu direniş dinamiklerinin ortak bir mücadele zemininde buluşturulamamış olmasıdır. İhtiyaç duyulan şey, parçalı muhalefeti birleşik bir toplumsal güce dönüştürebilmektir.
3) İktidarın en önemli stratejisi muhalefeti bölmek ve yalnızlaştırmaktır. Bir yandan Kürt hareketini farklı siyasal hamlelerle muhalefetten uzaklaştırmaya, diğer yandan CHP üzerindeki baskıyı artırarak etkisizleştirmeye, toplumsal muhalefetin en dinamik güçlerini ise sindirmeye çalışıyor. Biz ise farklı toplumsal talepler etrafında gelişen bütün direnişleri ortak bir hedefte buluşturmayı; aşağıdan örgütlenen halk inisiyatifleri, dayanışma ağları ve mücadele birlikleriyle, siyasi partiler alanına hapsolmayan toplumsal örgütlenmeler temelinde yeni bir toplumsal güç oluşturmayı hedefliyoruz.
Bu kötülük düzenine dönüşen rejime karşı mücadeleyi birkaç siyasetçinin iradesine bırakamayız. Bugünkü iktidarı ancak halkın örgütlü gücü, dayanışması ve ortak mücadelesi durdurabilir. Bu sorumlulukla bir araya geliyor; direnişi umuda, umudu zafere dönüştürecek ortak bir yürüyüşe çağırıyoruz. Yoksul mahallelerden fabrikalara, kampüslerden köylere uzanan bu yürüyüşte memleketimizi birlikte savunmak için buluşuyoruz.
∗∗∗
BİRLİKTE MÜCADELE EDELİM
Mustafa Moroğlu - 24. dönem CHP İzmir Milletvekili
İşyerlerinden, sokaklarımızdan, mahalleden, ilçeden, illerden çağrımızı yükseltelim. Bu hepimizin aktif yurttaşlık görevidir. Bu görev bugünün en acil ihtiyacıdır. Geçmiş yıllarda da bu görev önemliydi. 12 Eylül faşizmi döneminde de öncesinde de... O günlerden bu güne kadar yaşadığımız deneyimlerden ders çıkarmamış olmalıyız ki bugün karşılaştığımız tek adam rejimi, birleşik bir mücadeleyi gerçekleştirememiş olmamızın sonucudur.
Bugünün gerçekleri, bu görevin yerine getirilmesi için daha acildir, şartlar daha uygundur. Halk, bu zorunluluğun gerekliliği için her alanda direnerek baskılara boyun eğmiyor, bizi uyarıyor. Tek adam rejimi, hukuk dışı güçleriyle DEM'li belediye yöneticilerine yaptığı operasyonlara Cumhuriyet Halk Partili belediye yöneticilerini de ekleyerek halkın direnişine gözdağı vermeye çalışıyor. Birleşik bir mücadelenin ete kemiğe bürünmesindeki gecikme bu saldırıları durduramıyor.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüzel kişiliğine yapılan yargı müdahaleleri, birleşik bir mücadeleden duyulan korkudur. Yurttaşlarımızın sesine kulak vermeli; mücadelemizi bölmeye yönelik girişimleri boşa çıkaracak tek şeyin bütün alanlarda yürütülen mücadeleyi birleştirerek büyütmek olduğu gerçeğine uygun davranmalıyız.




