MOBBİNG DENEN İLLET


Prof.Dr.İbrahim Attila Acar

Prof.Dr.İbrahim Attila Acar

08 Şubat 2020, 00:00

Mobbing

Her sene 4-10 Şubat haftasında “Mobbing Farkındalığı Haftası” etkinlikleri düzenlenmektedir. Gittikçe sosyal hayatın geliştiği insan ilişkileri ortamında mobbing daha sık gündem olmaktadır. Son dönemlerde gerçek hayatın da bir parçası olarak sıkça konuşulan ve anlatılan konulardan birisi “mobbing” konusudur. Latince’den dilimize geçen bu kelime  “psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek” anlamlarına gelmektedir.  Bunun belki en kısa tanımı işyerinde yaşanan “psikolojik terördür.”

Mobbing mağdurları olarak  kadınlar, işe yeni başlayanlar, gençler ve ileri yaşta olanlar sayılmaktadır. Sosyal hizmet konusu, sağlık ve eğitim gibi alanlarda mobbing oranları özellikle daha yüksek görülmektedir.

Aşağıdan Yukarıya Mobbing  

Bu mobbing türüne “tersine mobbing” de denir.  Burada yönetim bloke edilmektedir. İşler yavaşlamış, bilinçli yanlış işlemler, eksik ve hatalı süreçlerle artmaktadır.  Burada kişisel anlaşmazlıklar, yönetim için mücadele veren ekipler veya siyasetin programlarını boşa çıkartmak isteyenlerin hamlesi bile olabilir. Sonuçta kasıtlı olarak psikolojik taciz, üstü yıldırıp bezdirebilir. Üstün hiyerarşik pozisyonu bozulur.  Üstler, astları marifetiyle yıldırılır ve hiçbir şekilde uzlaşma sağlanamaz. Talimatlara uymamak, bilgi –belge saklamak, kasti yanlış işlem, hatta söylenti çıkarmak bile üstler için yıpratıcı olabilir.

Bu durum bir kamu personelinin, bulunduğu makamdan aldığı güç ve yetkiyle  görevini kötüye kullanması olarak görülebileceği gibi; bir özel sektör çalışanı için de bedenine karşı bir eylemden tutun da fikir ve vicdani kanaatlarini yargılamaya kadar varan bir takım saldırılarla ortaya çıkabilmektedir. Psikolojik saldırılar psikolojik şantaja da dönüşebilir. Özel hayatın gizliliğinden sözlü sataşmalara, cinsel tacizden yok farz etmeye kadar varan türlerde çalışanı baskılama, bezdirme ve yıldırma çeşitleri görülebilir. Bunların hepsinin hukuken bir karşılığı vardır. Mağdurların da adli makamlara başvurma, şikayetçi olma hakkını arayabileceği durumlar vardır.

Mobbingin önü alınmadığı takdirde mağdur kişide, ailesinde, çevresinde  tarifsiz sorunların kaynağı olabilecektir.  Bu yüzden öncelikle ceza kanunlarında yaptırımları konulmuuştur. Diğer yandan "İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi Hakkındaki Başbakanlık Genelgesi" de mobbingi kamu ve özel sektörde mücadele edilmesi ve önlenmesi gereken bir çalışma hayatı sorunu olarak tanımlamıştır.

Çalışma hayatı insanların başta varlıklarını sürdürmek, sonrasında daha iyi koşullara erişmek, sosyalleşmek gibi nedenlerle tercih ettikleri ortamlardır. Her iki taraf için de bir iyileşme ve gelişme beklentisi kaçınılmazdır. Çalışandan kuruma bir katma değer aktarımı, kurumun da bireylerin emeğinin karşılığını vermesi beklenir. Karşılıklı iyi niyet ve gayret kötü niyetlere kurban gittiğinde en büyük araç mobbing olmaktadır.

Mobbing başta insan sağlığının katili durumundadır. İlişkileri bozulan agresifleşen ya da çevreye duyarsızlaşan mağdur; kendine zarar verdiği gibi bulunduğu ortamları da olumsuz etkiler. Çalışamaz, üretemez hale gelir. Enerjisi düşer. İş verimliliği ve ilişkileri bozulur. Haliyle işyeri performansını da düşüren bir durum gelişir. Bunun önü alınmadığı takdirde sadece işlem maliyetleri değil; iş yeri performansı da olumsuz etkilenecektir.

Buna fırsat verilmemelidir. Adeta kurumlar için kansere dönüşen bu halin metastaz yapması kurumları felç edecektir. Bu durumlara sebebiyet verenler hakkında  gerekli idari ve hukuki işlemler derhal başlatılmalıdır.

Yargıya intikal eden mobbing davaları mağdurları koruyan en önemli araçlardır. Ancak ne yazık ki pek çok mağdurun bu durumları sineye çektiği hatta kabullendiği bir gerçektir.  

Mobbingle Mücadele Mümkün mü?

Mobbing mağdurları, genellikle “inkar ve görmezden gelmeyi” tercih eder. Ya da görünen bir eylemin arka planından dolayı bu durumun oluştuğu sanılır.  “Yok canım aslında iyi insan.” Mekanizması burada da işler. Bir süre sonra başedilmez durum ağır sonuçlarıyla kapıdadır. Bunun için mücadelenin hukuki boyuta taşınması gerekebilir.

Dava açmadan önce ikili ilişkiler, eş-dost tanıdıklar vasıtasıyla sorun çözülmeye çalışılsa da durmaz… Yapılan bu girişimlerin mobbingi durdurmaması ya işten ayrılmayı ya da hukuki yolları zorunlu kılar. Hukuki süreç delillendirmek, şahitlere bağlamak ve olayın psikolojik baskı yöntemlerinin ortaya konulmasını gerektirir. Her mağdur kendi konum ve statüsüne göre hukuki yollar ve süreçler geliştirir. 

İşyerlerinin en sıkıcı bir durumu olan bu olay, sadece  işçi ve işveren ya da çalışanların kendi arasındaki bir iş hukuku problemi değildir. Devlet memurları da bu sistematik baskı ve tacizden nasibini alır. Tüm çalışanlar mobbinge karşı yaşadıkları mağduriyet konusunda destek almadan, konuyu hukuka taşımadan, sorunun üstesinden gelmek çok da kolay değildir.  Konunun şiddetinin tesbiti yapılmalı ve zararın tazmini için dava açılmalıdır.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.