GÜNDEM

İzmir Büyüyor, Planlar Yerinde Sayıyor

Yılmaz Kurt yazdı...

İzmir artık sadece bir sahil kenti değil; Türkiye’nin en çok tercih edilen yaşam merkezlerinden biri. İnsanlar İzmir’e çalışmak için geliyor, emeklilik için geliyor, çocuklarına daha iyi bir gelecek kurmak için geliyor. Kimi deprem korkusuyla, kimi büyükşehir yorgunluğuyla, kimi de Ege’nin yaşam kalitesine duyduğu özlemle bu kente yöneliyor.

Bugün İzmir’in nüfusu 4 milyon 504 bin 185’e ulaşmış durumda. Kent, İstanbul ve Ankara’dan sonra Türkiye’nin en büyük üçüncü ili konumunu sürdürüyor. TÜİK verilerine göre İzmir, 2024 yılında 117 bin 889 kişiyle en çok göç alan üçüncü il oldu; aynı dönemde 102 bin 40 kişi de İzmir’den başka illere taşındı. Yani hareketlilik büyük, baskı büyük, ihtiyaç büyük.

Peki bu kadar büyüyen bir şehirde yeni yaşam alanları açılmazsa ne olur?

Cevabı bugün zaten yaşıyoruz: Kiralar artar, konut fiyatları yükselir, gençler ev sahibi olamaz, dar gelirli vatandaş şehir merkezinden dışlanır. Plansız büyüme kaçak yapılaşmayı doğurur. Köylerin çevresi kontrolsüz şekilde dolar. Tarım alanları baskı altına girer. Şehir nefes almak yerine sıkışır.

İzmir’in en büyük sorunlarından biri artık şudur: Kent büyüyor ama imar politikası aynı hızda ilerlemiyor.

Yeni imar alanları açılmalı demek, her boş araziye beton dökülsün demek değildir. Tam tersine; planlı, altyapılı, ulaşımı düşünülmüş, yeşil alanı ayrılmış, sosyal donatısı hazırlanmış yeni yerleşim bölgeleri oluşturulsun demektir.

Bugün İzmir’de Bornova, Kemalpaşa, Torbalı, Menemen, Aliağa, Menderes, Seferihisar ve Urla hattında ciddi bir nüfus ve konut baskısı var. İnsanlar arsa arıyor, ev arıyor, yatırım alanı arıyor. Ancak imar planları bu talebi karşılayamadığı zaman piyasa kendi kuralını koyuyor. Sonuçta vatandaş yüksek kira, yüksek arsa fiyatı ve belirsizlikle karşı karşıya kalıyor.

İzmir’in geleceği sadece sahil bandına sıkıştırılamaz. Kentin kuzeyi, doğusu ve güneyi bütüncül planlanmalı. Sanayi bölgeleri, lojistik merkezleri, konut alanları, tarım alanları ve doğal koruma bölgeleri aynı masa üzerinde değerlendirilmelidir.

Burada önemli olan dengeyi kurmaktır.

Tarım arazileri korunmalı. Su havzalarına dokunulmamalı. Orman alanları imara açılmamalı. Ancak şehirleşmeye uygun, altyapı götürülebilecek, ulaşım bağlantısı kurulabilecek bölgelerde yeni planlı alanlar mutlaka devreye alınmalıdır.

Çünkü imar planı yapılmazsa yapılaşma durmaz; sadece kontrolsüz hale gelir.

İzmir’in yöneticileri artık şu gerçeği kabul etmelidir: Göç alan bir şehirde “hiçbir yere dokunmayalım” anlayışı çözüm değildir. Bu yaklaşım kenti korumaz; aksine kaçak yapılaşmayı, plansız büyümeyi ve fiyat spekülasyonunu artırır.

İzmir’in ihtiyacı rant odaklı imar değil; akılcı, bilimsel ve sosyal imardır.

Yeni konut alanları açılmalı. Orta gelirli vatandaş için ulaşılabilir konut projeleri planlanmalı. Köy yerleşik alanları gerçek ihtiyaca göre gözden geçirilmeli. Arsa üretimi artırılmalı. Altyapısı hazır, yolu, suyu, elektriği, kanalizasyonu, okulu ve sağlık alanı düşünülmüş yeni yaşam bölgeleri oluşturulmalı.

Aksi halde İzmir, kendi cazibesinin altında ezilen bir şehir haline gelir.

İzmir’e gelen insanı suçlayamayız. Çünkü İzmir güzel bir şehir. İnsanlar burada yaşamak istiyor. Mesele göçü durdurmak değil; göçü doğru yönetmektir.

Bugün yapılması gereken bellidir: İzmir’in 10 yıllık, 25 yıllık, hatta 50 yıllık büyüme projeksiyonu hazırlanmalı. Nüfus nereye gidecek, konut nerede üretilecek, ulaşım nasıl çözülecek, sanayi nerede büyüyecek, tarım nerede korunacak; bunların hepsi açıkça ortaya konulmalıdır.

İmar, sadece arsa meselesi değildir. İmar, bir şehrin geleceğini planlama meselesidir.

İzmir göç alıyor. İzmir büyüyor. İzmir değişiyor.

O halde İzmir’in imar planları da bu gerçeğe göre yenilenmelidir.

Çünkü plan yapılmayan yerde şehir değil, sorun büyür.

Yılmaz KURT
Gemi İnşaatı ve Makineleri Mühendisi
Mail: info@egeajans.com
Tel: 05300626295