ABD ve İsrail’in 28 Şubat’taki saldırılarıyla başlayan İran savaşının 40’ıncı gününde ateşkes geldi. Ateşkes ilanını arabulucu ülke Pakistan’ın Başbakanı Şahbaz Şerif duyurdu. İki haftalık şartlı ateşkesin yalnızca İran değil Lübnan dahil her yerde geçerli olacağını söyleyen Şerif, tüm anlaşmazlıkların nihai olarak çözülmesi için tarafları 10 Nisan’da İslamabad'a davet etti.
Şerif, 7 Nisan akşamı ABD Başkanı Donald Trump'a çağrıda bulunmuş ve İran'a tanıdığı süreyi iki hafta uzatmasını istemişti. Trump, salı sabahı Tahran’ın Hürmüz Boğazı'nı açmaması durumunda "Bu gece bütün bir medeniyet geri dönüşü olmayan şekilde ölecek” sözleriyle İran'ı tehdit etmişti. Trump’ın tanıdığı süre dün gece 03.00’te sona eriyordu.
Trump, Hürmüz’ün açılması, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise saldırıların durdurulması şartıyla ateşkesi kabul ettiklerini açıkladı. Arakçi, "iki haftalık bir süre boyunca Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişin mümkün olacağını" söyledi. BM Genel Sekreteri António Guterres, iki haftalık ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Guterres, ateşkesin sağlanmasına yardımcı olan Pakistan ve diğer ülkelerin çabalarını takdir ettiklerini söyledi. İsrail Başbakanlık Ofisi ateşkesi desteklediklerini ancak bunun Lübnan’ı kapsamadığını duyurdu. Başbakan Binyamin Netanyahu, "İsrail, Trump'ın İran'a yönelik saldırıları iki hafta süreyle askıya alma kararını desteklemektedir" dedi. Açıklamada, Lübnan'ın ateşkes kapsamına dahil olmadığı belirtildi.
HERKES ZAFER İLAN ETTİ
Trump da, İsrail de, İran da ateşkesi zafer olarak tanımladı. Trump askeri hedeflerinin büyük ölçüde tamamlandığını, iki haftalık sürenin anlaşmanın nihai hale getirilmesi için fırsat yaratacağını söyledi. Trump ayrıca, "Bu uzun vadeli sorunun çözümüne bu kadar yaklaşmış olmak bir onurdur" ifadelerini kullandı.
"Hürmüz Boğazı'ndaki trafik yığılmasına yardımcı olacaklarını” kaydeden ABD Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Büyük paralar kazanılacak. İran yeniden inşa sürecine başlayabilir... Dünya barışı için büyük bir gün. Tıpkı ABD'de yaşadığımız gibi, bu Ortadoğu'nun Altın Çağı olabilir." Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt de "Bu, Başkan Trump ve olağanüstü ordumuzun gerçekleştirdiği ABD için bir zaferdir" ifadelerini kullandı. Trump'ın "Hürmüz Boğazı'nı yeniden açtırdığını" söyledi.
İRANLILARDAN KUTLAMA
Sekiz ay içerisinde iki kez savaş açılan İran’da hükümet ve medya da gelişmeleri zafer olarak değerlendirdi. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'nin yayımladığı açıklamada, ülkenin bu savaşta hedeflerinin neredeyse tamamına ulaştığı ve "düşmanın tarihi bir başarısızlıkla karşı karşıya olduğu" ifade edildi. Kırk gündür bomlalar altında yaşamak zorunda kalan İranlılar da ateşkes kararı sonrası sokaklara çıkarak kutlamalar yaptı.
***
BUGÜNÜN KAZANANI HALKLAR
Engin Solakoğlu - Emekli diplomat ve yazar:
Herkesin yenilmesini beklediği ülke yenilmedi. 1 trilyon 100 milyar dolarlık bir savaş bütçesine sahip iki saldırgana karşı 20 milyar dolarlık savaş bütçesi olan İran ezilmedi, aksine düşmanlarına çok büyük zararlar verdi. Amerikan emperyalizmi sınırlarını görmüş oldu şu açıdan: Elinde sadece kullanabileceği nükleer silah kalmıştı İran’a boyun eğdirmek için. Ancak buna da dünyanın müsaade etmeyeceği anlaşıldı. Kuduran emperyalizmin sınırının şimdilik en azından nükleer silah kullanma eşiği olduğu görüldü.
Amerika bakımından çok önemli bir mağlubiyet. Bu, dünyadaki diğer noktalar açısından da çok önemli bir mesaj ve Amerika’nın güç kaybının çok önemli bir göstergesi. Birincisi, artık sadece çıplak güçle bu iş olmuyor. İkincisi, kendi halkının dahi desteğini alamayan bir savaş. Cumhuriyetçi tabanında da ciddi itiraz var.
47 YILLIK HAZIRLIK
ABD, Trump yönetiminde bu işi kıvıramadı. Kadro kalitesizliği de etkili. Amerika kocaman bir zekâ, akıl, birikim ama bunları pek kullandıkları izlenimini almadık. Bunun aksine de İran’ın 47 yıldır bu savaşa hazırlanmış olduğu ortaya çıktı. İnsanıyla, teknik kapasitesiyle, kararlılığıyla 47 yıldır demek ki bunlar bu savaşa hazırmış. "Halk ayaklanır, rejimi deviririz" gibi bir beklenti de hemen hemen hiçbir sonuç vermedi. İran büyük bir ülke, tarih. Bir İran ulusçuluğu var ve 2000 yıldan fazla bunun tarihi. Irak gibi, Suriye gibi sonradan oluşturulmuş, sınırları cetvelle çekilmiş ülkeler değil. Kuşkusuz endüstriyel kapasite, kalabalık ve yetişmiş nüfus vesaire gibi faktörler de İran lehine rol oynadı. Emperyalizmin birinci hesabı, bir savaşı başlatırken savaşa harcadığını daha sonra kazanabileceği hesabıdır. Yani kâr-zarar hesabı zarara doğru hareket ettiğinde savaş cazibesini kaybeder. Sanırım öyle bir durumla karşı karşıyayız en azından bu önümüzdeki 15 gün için. Ama bu savaşın yeniden başlamayacağı anlamına gelmiyor.
İsrail, Lübnan’da saldırmaya devam edecek. Litani Nehri hatta Sur kentine kadar ilerletme niyeti var. Netanyahu şu anda inanılmaz derecede bir başarıya aç. ABD İsrail’e "şu İran’ı bir kenara bırak, al Lübnan’ı ye" de diyebilir.
***
İKİNCİ RAUNT DA GERİDE KALDI
Prof. Dr. İlhan Uzgel:
Ateşkes süreci, eğer kalıcı bir barış anlaşmasına dönüşürse, bu durum ABD için Vietnam Savaşı’ndan sonraki en büyük diplomatik ve askeri fiyasko olarak tarihe geçecek. Sahadaki gerçeklik, bu ateşkesin taraflar için nihai bir son değil, sadece bir nefes alma ve tahkimat evresi olduğunu gösteriyor. Haziran ayındaki savaş birinci raunttu, 28 Şubat’ta başlayan ikinci. Bu savaş henüz bitmedi. ABD’nin bölgeye George Bush gibi devasa uçak gemilerini göndermeye devam etmesi ve askeri varlığını koruması, saldırı ihtimalinin her zaman masada olduğunu kanıtlıyor. Şimdiye kadarki ateşkesler gösterdi ki ateşkes savaşın bittiği anlamına gelmiyor. ABD daha önce de iki kere masadan kalktı. Şu an daha çok piyasaları rahatlatma hamlesi görüyoruz, ABD’nin aynı taktiği uygulayıp uygulamayacağını göreceğiz.
İran’ın da nefes almaya ihtiyacı vardı. Amerika, 10 bin kilometre öteden gelip hava hakimiyeti sayesinde İran’ın en doğu sınırına kadar sızabiliyor. ABD’nin bu saldırılarda asker kaybı minimal düzeydeyken, İran’ın ekonomik ve sivil altyapısı ağır darbe aldı. İran bu asimetriye ancak bölge ülkelerindeki müttefikleri üzerinden dolaylı yanıtlar verebiliyor. ABD’nin bölgedeki temel stratejisi, sadece rejim değişikliği değil, aynı zamanda küresel su yollarını kontrol etmek. Bu açıdan bakıldığında yaşananlar aslında bir "Hürmüz Savaşı"dır. Hürmüz Boğazı’nın mevcut İran rejiminin kontrolünde kalması, ABD’nin küresel hegemonyası için kabul edilemez bir durum. Washington boğazı tamamen kontrol altına alana veya İran’ı Batı sermayesine eklemlenmiş bir yapıya dönüştürene kadar durmayacak.
İsrail cephesinde ise Netanyahu yönetimi, İran karşısında elde edemediği başarıyı Lübnan üzerinden telafi etmeye çalışıyor. İç siyasette sıkışan hükümet, bölgesel zafer elde ederek hegemonyasını kurma peşinde. Şu anki tablo bir Amerikan fiyaskosu gibi görünse de uzun vadeli stratejilerde asıl mesele, hedef ülkelerin devlet kapasitesinin ne kadar aşındırıldığı ve küresel sisteme nasıl dahil edileceği. Bu savaşta en büyük zararı ise altyapısı yok edilen ve ekonomik olarak çökertilen bölge halkları görüyor.
***
İSRAİL ATEŞKESE RAĞMEN LÜBNAN’A ÖLÜM YAĞDIRDI
İran ile varılan ateşkesin Lübnan'ı kapsadığı söylense de İsrail durmadı. İsrail ordusu (IDF), savaşın başlangıcından bu yana Lübnan’daki en büyük eş zamanlı saldırılardan birini gerçekleştirdiklerini açıkladı. Saldırıların Beyrut, Bekaa Vadisi ve güney Lübnan’da yaklaşık 10 dakika içinde eş zamanlı olarak gerçekleştirildiği belirtildi. Açıklamada, Hizbullah’a ait 100’den fazla komuta merkezi ve askeri noktanın hedef alındığı öne sürüldü. Hava saldırılarında yüzlerce kişi öldü. Özellikle başkent Beyrut ve çevresindeki yoğun bombardıman, sağlık sistemini çökme noktasına getirdi. Lübnan Başbakanı Nawaf Salam, İsrail’in yoğun nüfuslu bölgeleri hedef aldığını ve “savunmasız sivilleri öldürdüğünü” söyledi. Salam, İsrail’in uluslararası hukuk ve insancıl hukuku “hiçe saydığını” belirterek, uluslararası topluma çağrıda bulundu.
Lübnan Sağlık Bakanı Rakan Nassereddine, hastanelerin ölü ve yaralılarla dolduğunu belirterek, sağlık sisteminin ağır baskı altında olduğunu açıkladı.
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Hizbullah’a yönelik operasyonların süreceğini belirterek, “Her fırsatta vuracağız, kuzeydeki İsrail vatandaşlarının güvenliğinden taviz vermeyeceğiz” dedi.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülke genelinde yüzlerce kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olan İsrail saldırılarının, “tüm insani değerlere” aykırı davranan İsrail’in “karanlık siciline” bir yenisini eklediğini söyledi: “Hiçbir hakkı tanımayan, hiçbir anlaşmaya veya taahhüde saygı göstermeyen bu barbarca saldırı eylemleri, tüm uluslararası hukuk ve normlara karşı tam bir umursamazlığı defalarca ortaya koymuştur.”
***
ABD BASININA GÖRE HEZİMET
Ateşkes, Trump tarafından “zafer” olarak sunulsa da ABD basını Trump’la aynı fikirde değil. New Yok Times’ın “Trump, İran konusunda bir çıkış yolu buldu. Ancak savaşın nedenleri hâlâ çözülmedi” başlıklı analizinde, “İran, savaş öncesinde olduğu gibi boğazın kontrolünü elinde tutmaya devam ediyor. Bu, savaş öncesine kıyasla çok daha kötü bir sonuç olur” dendi. Washington Post’ta Aaron David Miller’ın şu yorumuna yer verildi: “Bir şey kesin: Rejim değişikliği gündemden düştü; bu rejimi meşrulaştırmak gündeme geldi. Baskıcı bir rejim, dünyanın en güçlü ordusuna karşı ayakta kalmayı başardı.” Politico “Trump yönetimi adına İran ile müzakereleri yürüten eski yetkili Nate Swanson, İran’ın ateşkesin bir parçası olarak iki hafta boyunca Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişe izin vermeyi kabul etmesinin, ABD’nin itibar kaybettiğinin bir işareti olduğunu savundu. İran birçok açıdan eskisinden daha güçlü bir konumdadır.” Bloomberg analizinde ise Askeri Analiz Direktörü Jennifer Kavanagh, “Önceden çıtayı bu kadar yükseğe çıkararak, kendi güvenilirliğine ve ABD’nin küresel gücüne ilişkin algıya verdiği zararı en üst düzeye çıkardı. Bu, ABD için açık bir stratejik yenilgidir” yorumunda bulundu. Cato Enstitüsü’nden Jon Hoffman ise, “Trump, genel bir ifadeyle, nükleer programı yok etmek ve rejim değişikliğine yol açmak gibi maksimalist hedeflerle yola çıktı, ancak bunların hiçbiri gerçekleşmedi” dedi.
***
TEPKİLER
• Almanya Başbakanı Friedrich Merz, hükümetinin İran ile ABD arasında sağlanan iki haftalık ateşkesi memnuniyetle karşıladığını belirtti. Pakistan’a teşekkür eden Merz ayrıca, “savaşın kalıcı bir şekilde sona erdirilmesi” için müzakere edilmesinin hedeflenmesi gerektiğini vurguladı.
• Umman Dışişleri Bakanlığı, “Krizi kökünden çözebilecek ve bölgedeki savaş ve düşmanlıkların kalıcı olarak sona ermesini sağlayacak çözümler bulmak için çabaların şimdi yoğunlaştırılmasının önemini vurguluyoruz” dedi.
• Endonezya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Yvonne Mewengkang, çatışmanın tüm taraflarına egemenliğe, toprak bütünlüğüne ve diplomasiye saygı gösterme çağrısında bulundu.
• Japonya Kabine Baş Sekreteri Minoru Kihara da gazetecilere yaptığı açıklamada, Tokyo’nun “nihai anlaşma”yı beklerken ABD ile İran arasında iki haftalık ateşkes haberini “olumlu bir adım” olarak karşıladığını söyledi.
• Yeni Zelanda Başbakanı Christopher Luxon ateşkes haberinin “son derece umut verici” olduğunu söyledi. Luxon, yaptığı açıklamada, “Son altı haftadaki olaylar, dünya için son derece istikrarı bozan ve derin endişe vericiydi. Yeni Zelanda da dahil olmak üzere dünyadaki her ülkeyi etkileyen Ortadoğu çatışmasının sona ermesini hepimiz istiyoruz” dedi.
• Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha, “Amerikan kararlılığı işe yarıyor. Moskova'yı ateşkes ilan etmeye ve Ukrayna'ya karşı savaşını sona erdirmeye zorlayacak yeterli kararlılığın zamanının geldiğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.