GÜNDEM

Epstein’ın Türkiye’den ve Avrupa’dan çocuk kaçırdığı iddiası

Mahkeme belgelerine yansıyan yeni tanık beyanlarında, Epstein’ın Türkiye ve Avrupa’dan çocukları taşıdığı iddia edilirken, 15-17 yaşları arasında sistematik istismar, yıllar süren sömürü ve “yaşlanıyor” gerekçesiyle mağdur değiştirme ifadeleri dikkat çekti.

ABD’de çocuklara yönelik cinsel istismar ve insan kaçakçılığı suçlamalarıyla adı tarihin en büyük skandallarından birine karışan Jeffrey Epstein hakkında yeni tanık ifadeleri ve dava dosyaları kamuoyuna yansıdı. Mahkeme kayıtlarına giren belgelerde, Epstein’ın Avrupa ülkeleri ve Türkiye’den çocukları özel uçağıyla taşıdığı, bu seyahatlerin her birinde benzer istismar örüntülerinin yaşandığı iddia edildi.

Dava dosyasında yer alan ve tanık anlatımlarına dayandırılan bölümlerde, Epstein’ın Avrupa, Karayipler ve Afrika’ya yaptığı seyahatlerde reşit olmayan kız çocuklarının da uçağa bindirildiği aktarıldı. Belgelerde, “her seyahatte aynı cinsel istismar düzeninin tekrarlandığı” vurgulanırken, bu istismarlara dünyanın farklı ülkelerinden getirilen genç kızların ve çocukların dahil edildiği belirtildi.

TÜRKİYE'NİN İSMİ GEÇİYOR

Mahkeme kayıtlarında, “bilgi ve inanca göre” Epstein’ın Türkiye, Çekya, Asya ülkeleri ve başka birçok ülkeden çocukları taşıdığı, bu çocukların bir kısmının İngilizce dahi bilmediği ifade edildi. Tanık beyanlarında, istismarın yalnızca Epstein’la sınırlı kalmadığı; politikacılar, iş insanları, akademisyenler ve diğer nüfuz sahibi kişilerden oluşan bir çevrenin de bu süreçte yer aldığı iddialarına yer verildi.

15-17 YAŞINDAKİ MAĞDUR "YAŞLANIYOR"

Belgelerde ayrıca, mağdurlardan birinin 15-17 yaşları arasında sistematik biçimde istismara uğradığı, bu istismarın yıllarca sürdüğü ve Epstein’ın “yaşlanıyor” gerekçesiyle mağduru değiştirmeyi dahi konuştuğu aktarıldı. Tanık anlatımlarına göre, Epstein’ın genç kızlara olan ilgisi çevresi tarafından biliniyor, çocuklar kimi zaman “hediye” gibi başka ülkelerden getiriliyordu.

EPSTEİN SKANDALINDA SON DURUM

Jeffrey Epstein, 2019 yılında ABD’de tutuklanmış, ancak yargılanmayı beklerken cezaevinde ölü bulunmuştu. Ölümü resmî kayıtlara “intihar” olarak geçse de kamuoyunda ve Epstein mağdurlarının avukatları arasında bu açıklama hiçbir zaman tam anlamıyla kabul görmedi. Epstein’ın ölümünün ardından, birlikte çalıştığı isimler, kurduğu ağ ve uluslararası bağlantıları daha fazla tartışılmaya başlandı.

Son yıllarda açıklanan dava dosyaları ve tanık ifadeleri, Epstein’ın yalnız hareket etmediğini, uluslararası ölçekte işleyen bir istismar ve insan kaçakçılığı ağı kurduğunu gösteren iddiaları güçlendirdi. Yeni belgelerde Türkiye’nin de açık biçimde anılması, skandalın boyutlarının yalnızca ABD ile sınırlı olmadığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Avukatlar, dava dosyalarına giren bu ifadelerin Epstein dosyasının henüz kapanmadığını ve yeni soruşturmaların önünü açabileceğini vurgularken, insan hakları örgütleri ise uluslararası bağımsız soruşturma çağrılarını yineliyor.