Saray yönetiminin yargı sopasıyla muhalefeti susturmak ve siyaseti dizayn etmek için giriştiği 19 Mart operasyonlarının üzerinden 1 yıl geçti.
31 Mart 2024 seçimlerinde ikinci parti konumuna gerileyen iktidar, ekonomi başta olmak üzere her alana yayılan krizlerin de etkisiyle toplumsal rıza üretemeyeceğini görerek sandıktan umudunu kesti.
ABD ve İsrail’in bölgesel planlarına göz kırpan iktidar, dışarıdan aldığı destekle içeride her geçen gün biraz daha otoriterleşen bir rejim inşa etmek için kolları sıvadı.
Seçimlerin göstermelik hale geldiği, sandığın formaliteden kurulduğu, iktidarın yarışacağı rakibini bile kendisinin belirlediği, kazanabilecek adayların hapse atıldığı, belediye başkanlarının cezaevine sokulduğu bir rejim arzu edildi.
REJİMİN TAHKİMATI
İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu, 18 Mart 2025’te İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun lisans diplomasını iptal etti. Türkiye, kamuoyunda büyük tepki çeken olayın hemen ertesi günü19 Mart’a operasyonlarla uyandı. CHP’nin ön seçimde 15 milyondan fazla yurttaşın oyuyla seçtiği Cumhurbaşkanı Adayı ve İBB Başkanı İmamoğlu gözaltına alınarak tutuklandı. Ardından dalga dalga gelen operasyonlarla CHP’li belediye başkanları, İBB bürokratları hedef alındı. Operasyonlar Adana, Adıyaman, Antalya gibi illere de sıçrarken bu illerin CHP’li belediye başkanları da cezaevine girdi, bazılarının yerlerine kayyumlar atandı.
19 Mart rejim için hiç hesapta olmayan bir başka gelişmeyi doğurdu. Toplumun fay hatlarında yıllarca biriken öfke, sarsıcı bir depreme dönüştü. Derinleşen yoksullukla boğuşan, gerici kuşatmadan, hukuksuzluklardan, adaletsizlikten, doğanın talan edilmesinden bunalan milyonlar yerel seçimlerde iktidarı hezimete uğratmıştı. İBB operasyonlarıyla ortaya çıkan yargı darbesi milyonların öfkesini daha da derinleştirdi. 19 Mart günü İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin polis barikatını aşarak Saraçhane’deki mitinge yürümeleri toplumsal muhalefetin fitilini ateşledi. Saraçhane’de yüzbinlerin katılımıyla günlerce devam eden mitinglerde toplumun farklı kesimleri rejime karşı tek ses oldu. Onca engellere ve polis şiddetine rağmen yurttaşlar geri adım atmadı. Saraçhane direnişi Maltepe’de devasa bir mitinge dönüştü.
Eylemler İstanbul’la sınırlı kalmadı. Ankara, İzmir, Mersin, Adana, Denizli, Antalya, Eskişehir, Bursa gibi kentlerin yanı sıra iktidarın oy deposu olarak gördüğü Konya, Çorum, Yozgat, Trabzon, Sakarya, Bayburt gibi illerde de binlerce yurttaş sokaklara, miting meydanlarına akın etti. CHP’nin başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinde 100’e yakın toplanma gerçekleşti. Üniversiteliler kitlesel yürüyüşler, forumlar düzenledi, dersler boykot edildi.
BUGÜNE KALAN
19 Mart’ın yarattığı isyan dalgası miting ve yürüyüşlerle de sınırlı değildi. Öğretmenlerinin sürülmesine karşı çıkan liseliler okullarında mücadelenin lokomotifi oldu. Kadınlar, gençler, işçiler, işsizler, çevreciler, yaşam savunucuları kısacası toplumun farklı kesimleri, siyasetin gerçek öznesi “biziz” dedi. Tıpkı Gezi Direnişi’ndeki gibi yaratıcı pankart, marş ve sloganlar dikkat çekerken ürün ve televizyon kanalları boykotu ülke geneline yayıldı. Yozgat’ta düzenlenen CHP mitingine halk traktörleriyle katılım gösterdi. Erdoğan’ın İBB operasyonları için söylediği “Turpun büyüğü heybede” sözleri mitinglerde “Turpla, şalgamla devlet yönetilmez” denilerek karşı argüman haline getirildi. Kısacası üzerindeki ölü toprağını atan halk yeniden ayağa kalktı.
Elbette 19 Mart direnişi yalnızca iktidara bir meydan okuma değil. Aynı zamanda iktidarın yumuşak karnını gösteren, rejimi yenmenin tek yolunun birleşmekten, onu kökten değiştirmekten geçtiğini muhalefete de anlatan bir öneme sahip. Bu direniş sokağın meşru ve demokratik yönünü hatırlatan, konfor alanlarına sıkışmış, alışıldık siyaset yapma biçimlerinin de bir bakıma reddidir. 19 Mart’ın bugüne kalan en önemli bakiyesi şüphesiz rejime karşı devam eden irili ufaklı itirazların birleşmesi ve onu yenecek bir irade ortaya koymasının aciliyetidir.
∗∗∗
ON BİNLER YİNE SARAÇHANE’DE
19 Mart operasyonların yıldönümünde on binler Saraçhane’ye akın etti. “Millet iradesine sahip çıkıyor” mitinglerinin 99’uncusu dün Saraçhane’de gerçekleşti. Miting, Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edildiği 18 Mart’ta saat 20.30’da başladı. Mitinge, CHP mitinglerinde çalınan şarkıları seslendiren isimler parçalarıyla eşlik etti.
Mitingde konuşan Özgür Özel “sivil darbeye karşı demokrasi ve adalet mücadelesi” vurgusu yaptı. Ayrıca sendikalar, emek meslek örgütü temsilcileri ve gençler de mitinge katılım sağladı. Akşam saatlerinde toplanan öğrenciler ise İstanbul Üniversitesi esnaf yemekhanesi önünde barikatın yıkıldığı yerde buluşup Beyazıt Meydanı’na yürüdü. Bugün de aynı yerde buluşacak gençler, Beyazıt Meydanı’nda bir öğrenci buluşması gerçekleştirecek.
∗∗∗
YARGIYA GÜVEN YERDE
GÜNDEMAR Araştırma Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığı’na atanması sonrası “yolsuzluk ve adalet” başlığıyla yaptığı araştırmada her dört kişiden üçünün yargıya güvenmediğini ortaya koydu. Araştırma sonuçlarına göre ‘yargı iyiye gidiyor' diyenler yüzde 23’te kalırken, ‘yargı kötüye gidiyor’ diyenlerin oranı yüzde 74 oldu.
BİR YILLIK BİLANÇO
İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu, 1990’daki yatay geçişinin usulsüz olduğu gerekçesiyle İmamoğlu’nun diplomasını 18 Mart 2025’te iptal etti.
19 Mart’ta, Başsavcılığın “yolsuzluk” ve yerel seçimlerdeki kent uzlaşısına ilişkin “terör” iddialı iki ayrı soruşturmada, İmamoğlu’nun yanı sıra 106 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.
23 Mart’ta adliyeye sevk edildi. Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 50 kişi tutuklandı. Aynı saatlerde vatandaşlar ön seçimde İmamoğlu’na oy vermek için kuyruklar oluşturdu.
İkinci dalga operasyonu 25 Nisan’da yapıldı. 53 kişi hakkında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve örgüte üye olma”, “ihaleye fesat karıştırma”, “rüşvet” suçlamalarıyla gözaltı kararı verildi.
İBB soruşturmasının üçüncü dalga operasyonu 20 Mayıs’ta yapıldı. İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Çetin’in de arasında bulunduğu 22 kişi hakkında gözaltı kararı verildi, 13’ü tutuklandı.
23 Mayıs’taki dördüncü dalgasında da 45 kişi gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında İSTAÇ, KİPTAŞ ve Yol Bakım Daire Başkanlığı’nda yapılan incelemelerde usulsüzlük yapıldığı iddia edildi.
Operasyonların beşinci dalgasında, dört farklı soruşturmada yedi ayrı suç iddiası ile CHP’li 5 belediye başkanının da arasında yer aldığı 47 kişi hakkında 31 Mayıs’ta gözaltı kararı çıkarıldı.
İmamoğlu hakkında üniversite diplomasının sahte olduğu iddiasıyla “zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik” suçundan 4 Temmuz’da hapis ve siyasi yasak istemiyle iddianame düzenlendi.
18 Temmuz’daki altıncı dalgasında 17 kişi gözaltına alındı. Dokuzuncu dalga ise 15 Ağustos’ta geldi. Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ile Danışman Yiğit Oğuz Duman tutuklandı.
Terörle irtibatlı olduğu iddia edilen Hüseyin Gün ile İmamoğlu ve Necati Özkan ilişkilendirildi. TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ tutuklandı TELE 1’e kayyum atandı.
Birçok belediye başkanının tutuklanmasın neden olan Aziz İhsan Aktaş suç örgütüne yönelik hazırlanan 578 sayfalık iddianame, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 5 Kasım 2025’te kabul edildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB yönelik asıl soruşturmada ise 105’i tutuklu 407 kişi hakkında düzenlediği iddianameyi kabul etti, 407 sanıklı İBB davası başladı.